Doğamayan Çocuğuma
Boğazımla birlikte sanki parmaklarım da düğümlendiği için yazmakta zorlanıyorum. İçten içe de kim okuyacak, okusa bile kim anlayacak bu yazdıklarımı diye düşündüğümden mümkün olduğunca derinlemesine anlatmak istiyorum şu an akan göz yaşlarımın sebebini.
Sizsiniz! Boşuna kızmayın, alınmayın bana, gücenmeyin. Hakkınız yok ki! Aslında bunu hep beraber yaşamalıyız. Ben zaten biliyorum yalnız değilim. İçinde iğne ucu kadar insanlık kalmış herkes bu olanlar karşısında göz yaşlarına hakim olamaz, olamamalı.
Bugün 5 Ocak 2024. Herkes yeniyıldan dileklerini günler öncesinden söyledi ve az önce bahsettiğim içinde insanlık zerresi kalmış olan herkes masumların artık öldürülmediği bir dünya diledi biliyorum. Buna inanmam lazım. Güçü olanlar, yetkisi olanlar belki de bunun önüne geçmek için direniyor, savaşlar veriyor elinden geldiğince. Tüm bunlara inanmak istiyorum, hepimiz istiyoruz. Lanet olsun ki elimizden başka bir şey gelmiyor!?
Bir ay kadar sonra 31 yaşımı dolduracağım. Bu yaşlar çoğu kadının kendini tanıdığı, kendisiyle barıştığı ve ne istediğini anladığı yaşlar oluyor. Çok erken yaşta pek çok zorluk yaşayan kadınlar için daha erkene çekilebilir tabii. Ben öyle olmadım. Ailem beni gerçekten pamuklara sarıp sarmaladı. Sevgiyle ve sevgi dolu bir ailede büyüdüm ben. İnsan nasıl büyüdüyse de hayattan beklentileri buna göre şekilleniyor sanırım. Büyüdükçe birbirimizi nasıl sevmediğimizi gördüm, kıskandığımızı, küstüğümüzü gördüm. Yetiştin olduğumda da gördüm ki iş sadece bu kadar kötülükle sınırlı kalmıyormuş. Bizler birbirimizi hiç düşünmeden öldürebiliyormuşuz.
Zamanında ortak bir alışveriş kaynağı olsun diye mi artık o kadar genel kültürüm geniş değil, para icat edilmiş. Para güç getiriyormuş, doğru! Güçlü oldukça güçsüzlere yardım edilmiyor, sınırsız bir güç açlığının içinde boğulunuyormuş. Bu açlık kör ediyormuş insanların gözünü. İnsan bu denli körleşince de keyifle birbirini öldürüyormuş Sonra… Evet sonrası da var. Güç arayışında bululabilecek insan dahi artık olmasın diye küçücük, sevgi ile büyümeyi bekleyen canları da almayı başlar oluyormuş bu yaratıklar. Yaratıklar dedim, insan diyebilir miyim?
Biraz önce söylediğim gibi ben 31 yaşında bir kadınım. Bugün anne olmamaya karar verdim. Halbu ki o kadar aşığım ki… Siz de onu tanısanız içinizden ne iyi bir baba, ne de güzel bir eş olur dersiniz. Çok da haklısınız, çocukları da çok sever benim sevgilim. Bulunduğu her ortamın kahramanıdır. Şimdi doğamayacak çocuğuma birkaç satır yazmak istiyorum.
“Meleğim,
Eğer kollarımda olsaydın inan senin için yapamayacağım hiçbir şey olamayacağını anlardın. Her ebeveyn böyledir, gerçekten. Her kadın anne olduğunda en iyisi olsun diye kendini parçalar o güzel yavrusu için. Anneannen ve deden öyle yaptılar, ben çok mutlu bir çocukluk geçirdim.
Hayata tutunmak için, o çocuk ruhumu kaybetmemek için ne kadar büyürsem büyüyeyim direndim. Arkadaşlarıma sorabilsen anlatırlar sana ne kadar tatlıca bir deli olduğumu. Fakat insan ırkı giderek bambaşka bir türe dönüştü ve bizler artık birbirimize sadece zarar vermek için çabalıyoruz. Maalesef senin sahip olamayacağın o tatlı canlara hayata bile gelemeden son veriliyor. İleride bu canilik dolu dünyad yaşadığın için acı çekmenden o kadar korkuyorum ki seninle umut ettiğim hayatı hayallerimde yaşamaya, sen varmışçasına çalışıp öğrenmeye karar vermekten başka çarem yoktu.
Sana olan sevgim öyle fazla ki seni sevmekten mahrum bırakmak zorunda kaldım kendimi göz bebeğim. Eminim hatta olsan ve beni tanısan hak verirsin. Artık bebekler, çocuklar ve her türlü masum canlı güç uğruna katlediliyor. Ben de seninle zihnimde cennetçesine bir hayat yaşamaya mahkum bırakıldım.
Seni her şeyden çok seven annen.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder